Merhaba İnternet Sakinleri, Karantina Günlükleri serimizin üçüncü yazısına hoş geldiniz.

Karantina Günlükleri
Mermeri tül gibi yontan Giuseppe Sanmartino’nun 1753 yılında bitirdiği eşsiz heykeli: “The Veiled Christ”

Uyarı: Katolik azizleri ve onların kutsal bedenlerinden bahsedeceğim bu yazıda konuyla ilgili olarak pek çok aziz ve azizenin kemik ve mumyalarının kiliselerde sergilendiği fotoğraflarını kullandım. Eğer kemik ve mumya antipatiniz varsa önceden uyarıyorum bu yazı size göre değil! Bu da “Karantina Günlükleri” nin uyarısıdır.

Çoğunuzun çocukluğunda “Büyüyünce ben xxx olmak istiyorum.” şeklinde bir ideal mesleği olmuştur. Tabii çocukluktan günümüze hayaller değişiyor. Yoksa gezegen hemşire, polis, kovboy ve astronottan geçilmezdi. Bazı çocuklarsa doğuştan hayata bir değişik başlarlar ve hayallerindeki meslekte bunu yansıtır. Geçenlerde yine nette uzun süre sohbet edip hasret giderdiğim arkadaşlarımdan birisi işte bu çocuklardan bir tanesi. Kendisinin resmi mesleği: “International Relic Hunter” ( Türkçe’si Uluslararası Rölik Avcı’sı. Rölik kelimesinin anlamı Türkçe Vikipedi’de şöyle yazılmış: Rölik (Latince: reliquiae “geri kalan, kalıntı”) Hristiyanlıkta İsa, aziz ve azizelerle ilişkili ya da onlardan arta kalan kutsal eşya ya da parçalara verilen isimdir. Örneğin, Kutsal kişilerin kemikleri ya da bu kişilerin sahip oldukları eşyalar röliktir.)

Ben kendisine kısaca Bayan Indiana Jones diyorum ve çocukluk hayalleri dahil daha karizma bir meslek cinsi düşünemiyorum. Elly mesleğinden oldukça memnun. Zamanının çoğunu akademisyenler, rahipler ve metal müzik gruplarındaki adamlarla garip sohbetler ederek geçirmekte. Kalan zamanında ise röliklerin peşinde İtalya ,Prag, Kudüs vs vs… Gezip duruyor. Eğlenmek istediğim an kendisine sorduğum soru hep aynıdır: “Bana acayip bir azizin hayatını anlatsana.” Bugüne kadar hiç hayal kırıklığına uğratmadı…

Mesela Aziz Erasmus’un hikayesini biliyor muydunuz?

Günümüz İtalya’sındaki Formia Piskoposu St. Erasmus, Roma İmparatorluğu’nun 3. ve 4. yüzyıllarda hristiyanlara zulmetmesi sırasında oldukça sıkıntılar atlatmış bir aziz. (Tam da atlatamamış.) İlk yakalandığı sefer Roma’lıların elinden kurtulmuş. Hapsedilen Erasmus’un bir melek tarafından serbest bırakıldığı ve vaazına devam etmek için Türkiye’ye kaçtığı söyleniyor. Fakat ikinci kez tutuklandığında bitmeyen imanı İmparator Maximian’ı öfkeden çıldırtmış. Ceza olarak askerlerine onu iyice kırbaçlatıp, dövdürdükten sonra içi sivri çivilerle dolu bir varile tıkıştırıp bir tepeden aşağı yuvarlatmış. Tabii öncesinde fıçıyı ateşe vermeyi de ihmal etmemiş. Fıçıdan canlı çıkan Erasmus imparatoru iyice çileden çıkartmış. Maximian Erasmus’un karnından bağırsaklarını çıkartıp bir demire sardırarak geleceğin dini ressamlarına şahane ilham vermiş. Bu yüzden St. Erasmus resimlerinde hep bir demir dolusu bağırsak taşır. Kolit ve bağırsak hastalığı çekenlerin koruyucu baş azizidir. Her azizin böyle koruyup, kolladığı bir kitle ve onlara dua edilen özel günleri mevcuttur.

Karantina Günlükleri
St Erasmus ve burma burma kokoreç bağırsakları

Oyun Saati

Gelin siz karantina günlükleri okuyucularıyla bir oyun oynayalım. Aşağıda sizinle birkaç azizin ikonalarını paylaşacağım. Bakalım resimlerden ne şekilde öldürüldüğünü ve hangi kitlelerin koruyucu baş azizleri olduğunu keşfedilebilecek misiniz? Resimlerin altına cevapları yazacağım. Oyunlarım aşırı eğlencelidir. Çocuklarınızın doğum günü partilerinde neşeli oyun eksikliği çekerseniz beni davet edebilirsiniz. Her partiye neşe saçarım. Başlayalım mı?

Karantina Günlükleri
Sicilya’lı Aziz Agatha
Taşıdığı tepsideki göğüslerinden cevabı anlamışsınızdır. Kendisini İsa’ya adayıp evlenmediği için Quintianus tarafından göğüsleri kopartılarak işkence edilmiş. Göğüs kanseri hastalarının ve zil yapımcılarının koruyucu baş azizesidir. Göğüsleri otel zillerine benzediği için.
Karantina Günlükleri
İtalyanlar her sene bu azizenin kutsal gününde “Minne di Sant’Agata” adı verilen göğüs şeklindeki tatlıdan bol bol tüketirler. Hepinize afiyet olsun.
Karantina Günlükleri
Aziz Lawrence: Izgara üzerinde kızartılarak şehit edilen St. Lawrence esprili bir aziz. Tarihsel kayıtlara göre ızgarada uzun süre yandıktan sonra son sözleri “Bu taraf pişti. Bence beni çevirin.” olmuştur. Şef ve ahçıların koruyucu azizidir. Ciddiyim. Atmıyorum ben bunları! Yazılı kaynaklardan paylaşıyorum.
Karantina Günlükleri
Bu resmi Aziz Lawrence Günü’nü kutlayan Hristiyan bir yemek sitesinde buldum. Demek böyle kutluyorlar. “Happy St. Lawrence Feast Day!”
Karantina Günlükleri
Gelin toplu bir hatıra resmiyle bitirelim. Aziz Denis ve arkadaşları: Eleutherius ile Rusticus Sürekli vaaz verdikleri için kafaları kesilerek şehit edilmişlerdir. St. Denis Paris şehrinin koruyucu baş azizidir.
Karantina Günlükleri
Katolik kilisesi inancına göre St. Denis kafası kesildikten sonra kafasını yerden almış ve 6 kilometre kadar yürüyüp, vaaz vermeye devam etmiştir. Gömülmek istediği yere gelince düşüp orada şehit olmuştur. Resmin arka planında arkadaşları Eleutherius ile Rusticus’u görebilirsiniz. Onlar daha sakin, sessiz bir ikiliydi herhalde…

Azizlik Mertebesine Yükselmenin Zorlukları

Aziz olma sürecini kolay sanmayın. Önce yerel bir piskopos, adayın yaşamını ve yazılarını araştırır. Ne kadar erdemli ve adanmış olduğunu inceler. Bilgiler Vatikan’a gönderilir. Sonra “Azizler Cemaatinin Kardinal’leri” adında bir grup kardinal ve teolog toplanarak bu kanıtları inceler. Panel onaylarsa, Papa adayın saygıdeğer olduğunu ilan eder, bu da adayın bir rol modeli olduğu anlamına gelir. (Beatification)

Azizliğe giden bir sonraki adım, bir kişinin belirli bir grup veya bölge tarafından onurlandırılmasına izin veren kutsanmışlık sürecidir. Bir adayın kutsal olması için ölümünden sonra gelen bir mucizeden sorumlu olduğu gösterilmelidir. Dini inançları nedeniyle ölen şehitler, mucize kanıtı olmadan da kutsal kabul edilir. Adayın aziz olarak görülmesi için ölümünden sonra ikinci bir mucizeden daha sorumlu olması şarttır.. İkinci mucize onaylandıktan sonra Papa resmi olarak azizi açıklar ve azizler listesine ekler. Papa John Paul II’nin dönemine kadar “Şeytanın Avukatı” adında bir kişide heyette bulunurdu. Bu kişinin görevi azizin kişiliğine ve onun mucizelerine saldırarak onu çürütmeye çalışmakmış. Ama Papa adında şeytan olan bir karakteri heyette istemedi galiba. Bu aziz olma işlerinin 100 yıl sürdüğü bile oluyor. Zor iş yani.

Karantina Günlükleri
Her yeri ayrı mücevherlerle süslü Azize Munditia
Karantina Günlükleri
Bu süsleme işlerini yetenekli rahibeler üstleniyor.

Gördüğünüz gibi inançları için yaratıcı şekillerde öldürülen veya adanmış ilginç hayatlar yaşayan çoğu karakter “Azizler Listesinde” kendisine yer bulabilir. Bende Karantina Günlükleri serisinin yazarı olarak Church of Subgenius gibi bir din inşaa etsem kesinlikle aziz-azize olmadan yola çıkmazdım. Her şeyin tuzu biberi onlar. Mesela adaylarımdan biri St. Atilla of Samsun

Karantina Günlükleri
Acılar içinde klasik aziz biyografisi: Çeyizi yedi diye eşi terk etmiş, Battaniyeyi yediği için patronu kovmuş. Elbiselerini de yemiş. Daha ne yapsın kafasını eline alıp 6 km yürüsün mü? Yün ve orlon esnafının koruyucu baş azizi.

Tapılası Kutsal Kadavralar

Bu aziz olma sürecinin en acayip aşaması ise aziz ve azize adaylarının naaşlarının gömüldükleri yerden çıkartılıp incelenmesidir. Her adaya bu uygulanır. Çünkü bazı kutsal bedenler gömüldükten sonra hiç bozulmadan yıllarca tazeliklerini (!) korurlar. Bu heyet için önemli bir işarettir. Incoruptible Saints (Çürümeyen Azizler) olarak bilinen bu durum eskiden azizlik için direkt kabul gören bir mucizeyken günümüzde kriterler arasından çıkarılmıştır. Yine de resmi yazılara göre eğer çürümeyen bir azizseniz bu sizin için oldukça iyi bir gösterge ve azizlik mertebesinde önemli bir basamaktır. İşte tamda bu yüzden özellikle İtalya’da pek çok kilisede bozulmamış aziz / azize bedenlerini görebilir ve kendileriyle selfie çekilebilirsiniz. Bozulmayan bu bedenlerle ilgili pek çok katı kural bulunur. Bu kurallar beyin yakan türdedir. Örneğin balmumu veya embalming (mumyalamak) kesinlikle yasaktır.

Bilinen en eski Incorruptible (Bozulmamış) Aziz Sylvan. 4.yüzyılda şehit olmuş. Kilisenin iddiasına göre hiç bir mumyalama ve muhafaza etme yöntemi olmadan 1600 yıldır böylece durmakta…

Ama diyelim ki azizinizi çıkarttınız ve kendisi mükemmel gözüküyor. Rahibeler bunun üzerine heyecanlanıp bedeni karbolik aside batırıp muhafaza etmeye çalıştıklarında ne yazık ki ceset bozuluyor. Yinede bu aziz “Incorruptible” kabul ediliyor çünkü sonradan bozulmuş olsa da önemli olan ilk çıkarıldığında ki durumu. Yine aynı şekilde şahitlere göre taptaze ve mükemmel gözükürken, gömülüp birkaç sene sonra tekrar bakıldığında sadece kemikten ibaret olabiliyorlar. Bu kemiklerde yine “Incorruptible” statülerini koruyorlar. Bazı azizlerin sadece bir organları bozulmuyor. (Dil, kol veya kalp gibi) O zaman bu organlarda yine kilisede sergileniyor.

Aziz Francis Xavier’ın altın ve değerli taşlar içerisinde saklanan kolu.

Bazı aziz bedenleri ise daha muammalı. Fotoğraftan bile mermer bir heykel veya balmumundan bir beden olduğu anlaşılıyor. Ama fotoğrafa biraz daha dikkatli baktığınızda taş bir heykelden daha fazlası sizi beklemekte.

Karantina Günlükleri
Aziz Victoria’nın bedeni sadece porselen bir heykele benziyor.
Fakat biraz yakından bakınca… Avucunun içindeki insan iskeletini fark edebilirsiniz. Gelsin uykusuz geceler…

Kanayan Ruhlar – Çürümeyen Bedenler

Peki neden çoğu Katolik kiliseleri bu röliklerle doludur? Neden azizlerin bedenleri veya beden parçaları her bir kiliseye dağıtılır? Bu durum her zaman merakımı cezbetmiştir. Müslüman inancına göre bir evliya veya kutsal şahsiyetin bedeninin yüzyıllarca saklanıp teşhir edilmesi düşünülemez bile. Hele turistlerle boy boy poz vermesi…

Karantina Günlükleri
Aziz Oliver Plunkett’in kafasıyla poz veren inançlı turistler.

İşte tam bu yüzden “Dinler Tarihi” bana çok ilginç gelmiştir. Çünkü bir başkasının inancında “çılgınlık” diyebileceğimiz bir şey diğer dinin inananları için gündelik bir olaydır. O yüzden ön yargılı olmayalım. Herkesin inancı kendine. Bakınız Endonezya’da Toraja köylüleri her sene akrabalarını gömüldükleri yerden çıkarıp, giydiriyor. Sonra müzikli danslı beraber eğleniyorlar. Onlarda ölülerine en az bizim kadar saygı duyuyorlar. Sadece bunu yaşama gelenekleri bizden biraz farklı.

Karantina Günlükleri
1975 yılında vefat eden ve sigara içmeyi çok seven dedesinin sigarasını yakan torunu.
Karantina Günlükleri
Herkes ne kadar mutlu poz veriyor aile üyeleriyle.

Katolik Mistiklerinin Sisli Dünyası

Hıristiyanlıkta beden inanılmaz derecede güçlü bir semboldür, enkarnasyon fikri Hıristiyan kültürünü kutsalın, münzevi ve manevi dönüşümün temsili alanı olarak kutsal bedenlere karşı çok hassas bir hale getirmiştir. Azizlerin ve şehitlerin yüzyıllardır süregelen bu uzun geleneği, özellikle ilahi olanla iletişim aracı olarak bedenin bu merkeziyetini çerçeveler. Şehitler, oruçlar, mistik zikirler, vecd hali ve kişinin kendi hayatını bile hiç düşünmeden feda edebilme olgusu, Hıristiyanlığı görsel ve estetik açıdan en vurucu dinlerden biri haline getirir. Bir dizi işaret ve sembol oluşturur ve bedeni en az ruh kadar öne çıkartır. Günahı sırtlanan bedenler ve ateşte vaftiz edilen ruhlarla beraber Katolik kilisesi manevi boyuttan taşarak kişinin fiziksel boyutuna nüfuz eder. İşte azizlerin bedenlerine verilen bu önemin altında bu yatar.

Katolik kilisesinin en büyük yeteneklerinden birisi baktığınızda asla unutamayacağınız kendine has bir estetiğe sahip olmasıdır. Kendilerini ateşlere atan bu kişilerin tamamı bizlere çile, kan ve şiddeti en yalın haliyle gösterir. Yaşayan her insanda yoğun psikolojik reaksiyonlara yol açarak, bilinçaltımızın en karanlık köşelerinde yatan ilkel bir korkuyu harekete geçirir. Katolik Tanrı’sının acı veren dikenli sevgisi insanı pabuçlarının içinde titretir. Habil’i kardeşi Kabil’e kıydıran, Hz İbrahim’i denemek için ona “Kendi oğlunu kurban et!” diyen ve hatta kendi oğlu İsa’yı bile insanoğlu için çarmıhta kurban veren bir tanrı.

“Niye bunca insan dinler yüzünden birbirini öldürüyor?” diye boşuna düşünmeyin. Çoğu din ve inanç sistemlerine yakından baktığınızda altın varakların ve ipek dini kıyafetlerin altında şiddet, kan, tutku ve ölümü görürsünüz. Yaşam ve ölüm iç içedir. Azizlerin cesetlerinin hemen yanında yeni doğmuş bebekler neşeyle vaftiz edilir. Antik dönemin tanrıları insan kanıyla beslenirdi. Şimdilerde ise…

Hz İsa’nın konuştuğu dil olan Arami’ce bir ilahi. Father Seraphim Papa’yı ağlatmış.

Bu yazı dizisinin diğer bölümleri olan  “Karantina Günlükleri: Bölüm 1“ e buradan “Karantina Günlükleri: Bölüm 2” ye buradan ulaşabilirsiniz.


2020-07-04

Bir cevap yazın



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir